
Hiçbir şeye değişmem İstanbul'da otobüs şoförlüğünü. Her sabah Haliç'i geçmek, karda, güneşte Süleymaniye'yi selamlamak...

Hiçbir şeye değişmem İstanbul'da otobüs şoförlüğünü. Her sabah Haliç'i geçmek, karda, güneşte Süleymaniye'yi selamlamak...
Bu söz, sıradan bir mesleğin derin bir aidiyet duygusuyla nasıl bir yaşam sanatına dönüşebileceğini gözler önüne seriyor. Yazar, modern insanın çoğunlukla bir yük olarak gördüğü günlük rutini, İstanbul'un kadim estetiğiyle harmanlayarak kutsal bir ritüele dönüştürüyor. Haliç'i geçmek ya da Süleymaniye'yi selamlamak, sadece coğrafi bir hareket değil; tarihle, doğayla ve şehrin ruhuyla kurulan varoluşsal bir bağdır.
Psikolojik açıdan bu durum, insanın yaptığı işi bir zorunluluktan çıkarıp ona derin bir anlam yüklemesiyle, yani yer sevgisiyle ilgilidir. Şoförlük gibi yıpratıcı bir meslek bile, doğru bir bakış açısıyla bakıldığında, her gün tekrarlanan bir görsel şölene ve içsel bir huzur kaynağına dönüşebilir. Alıntı, bize mutluluğun büyük başarılarda değil, her gün önümüzden geçen güzellikleri fark edebilme ve onlarla sessiz bir bağ kurabilme yeteneğinde gizli olduğunu felsefi bir zarafetle hatırlatır.

Hemen şimdi yönetmenler konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git