
Adem ma’na-yı mutlak, ademdedir sırrı Hak, ademden gafil olma, nefsi de serkeş değil.

Adem ma’na-yı mutlak, ademdedir sırrı Hak, ademden gafil olma, nefsi de serkeş değil.
Bu söz, tasavvuf felsefesinin en derin konularından biri olan âdem yani insan ve adem yani yokluk kavramları arasındaki o ince köprüyü estetik bir dille özetler. İnsanın hakiki manasının, kendi varlığını hiçe sayarak mutlak varlığa ulaşmasında yattığını vurgular. Sırrı Hak yani yaratıcının gizemi, kişinin kendi benliğini sıfırladığı, yani yokluk makamına eriştiği an tecelli eder. Psikolojik açıdan bakıldığında ise insanın kendi sınırlarını ve geçiciliğini kabul etmesi, modern dünyanın en büyük yanılgısı olan narsisizm ve aşırı benlik duygusuna karşı bir kalkandır. Yokluğun bilincinde olan bir insan, egosunun o hırçın ve asi doğasını evcilleştirmeyi başarır. Kendi hiçliğini idrak eden ruh, kibirden arınarak dinginliğe kavuşur ve nefsinin serkeşliğinden kurtulup hakiki özgürlüğe adım atar.

Hemen şimdi düşünürler konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git