
İnsanlar öylesine ürkek, alıştıkları rahatı korumaya öylesine istekli ve öylesine cahildir ki efendileri olmadan edemezler; kendilerini güvencede hissetmek için köle olmayı isterler.

İnsanlar öylesine ürkek, alıştıkları rahatı korumaya öylesine istekli ve öylesine cahildir ki efendileri olmadan edemezler; kendilerini güvencede hissetmek için köle olmayı isterler.
(Étienne de La Boétie'nin "Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev" felsefesini, Jean-Jacques Rousseau'yu veya Matrix sendromunu yansıtan) insanoğlunun o içindeki "özgürlükten kaçış" ve "itaate tapınma" psikolojisini paramparça eden o korkunç teşhistir. İnsanlar dışarıdan özgürlük diye bağırırlar. Oysa yazar; özgürlüğün getirdiği o "kendi kararlarının sorumluluğunu alma" bedelinin insanları çok "korkuttuğunu (ürkekleştirdiğini)"; bu yüzden halkın, kararları onların yerine alacak, onlara düzen/yemek verecek ve onları ("güvencede") hissettirecek bir diktatörün ("efendinin/köleliğin") boyunduruğu altına girmeyi "gönüllü olarak" seçeceğini iğrenerek anlatır.

Hemen şimdi kitaplar konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git