
Üzerinde sürekli, dirençle düşünülen iki konu hep artan bir hayranlık ve saygı katkısıyla insanın içini doldurur: Üstümdeki yıldızlı gök ve içimdeki ahlak yasası.

Üzerinde sürekli, dirençle düşünülen iki konu hep artan bir hayranlık ve saygı katkısıyla insanın içini doldurur: Üstümdeki yıldızlı gök ve içimdeki ahlak yasası.
Bu söz, ünlü Alman filozof Immanuel Kant’ın insan varoluşunun dışsal büyüklüğü ile içsel derinliği arasındaki o muazzam dengeyi özetleyen en ikonik düşüncesidir. Filozof, başımızı yukarı kaldırıp baktığımız sonsuz evreni temsil eden yıldızlı gök ile insanın kendi vicdanında taşıdığı ahlak yasası arasında sarsılmaz bir bağ kurar. Dış dünyadaki kozmik düzen ne kadar büyüleyici ve sınırsızsa, insanın kendi içinde barındırdığı doğru ile yanlışı ayırt etme yetisi de bir o kadar asil ve derindir.
Psikolojik ve felsefi açıdan bu alıntı, insanın evrendeki fiziksel küçüklüğüne rağmen ahlaki iradesi sayesinde nasıl devasa bir değer kazandığını vurgular. Yıldızlı gökyüzü insana acziyetini ve geçiciliğini fısıldarken, içindeki ahlak yasası ona onurunu, özgür iradesini ve evrensel bir sorumluluğu hatırlatır. Kant, bu iki unsura duyulan hayranlığın, insanı hem evrenin bir parçası kılan hem de onu diğer tüm canlılardan ayıran yegane güç olduğunu savunarak bizi kendi içimizdeki o kutsal pusulayı keşfetmeye davet eder.

Hemen şimdi düşünürler konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git