
Herkes birbirinin arkasından demediğini bırakmazdı; ama yüzyüze geldiklerinde pek yakındılar. Çünkü bu düzende sadece en kötüler, sadece en saldırgan, kurnaz, bencil ve acımasız olanlar ayakta kalabilir.

Herkes birbirinin arkasından demediğini bırakmazdı; ama yüzyüze geldiklerinde pek yakındılar. Çünkü bu düzende sadece en kötüler, sadece en saldırgan, kurnaz, bencil ve acımasız olanlar ayakta kalabilir.
Bu söz, modern toplumun en büyük trajedilerinden biri olan iki yüzlülüğü ve ahlaki yozlaşmayı sosyolojik bir gerçeklikle gözler önüne seriyor. İnsan ilişkilerindeki samimiyetsizlik, bireyin vahşi bir rekabet ortamında hayatta kalabilmek için kuşandığı psikolojik bir zırha dönüşmüştür. Alıntı, Hobbesçu bir yaklaşımla toplumsal yapının adeta bir herkesin herkesle savaşı alanına evrildiğini ve bu savaşta ahlaki erdemlerin yerini acımasız bir makyavelizme bıraktığını fısıldar.
Güvenin yok olduğu bir düzende, maskeler takmak ve kurnazlığı bir kalkan olarak kullanmak kaçınılmaz bir savunma mekanizması haline gelir. İyiliğin ve dürüstlüğün zayıflık olarak kodlandığı bu çarpık sistem, insanı sadece diğerlerine değil, kendi öz doğasına da yabancılaştırır. Ayakta kalmanın bedeli olarak kötülüğü dayatan bu düzen, aslında insanlığın kendi elleriyle inşa ettiği en karanlık hapishanedir.

Hemen şimdi kitaplar konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git