Yıkamak eylemi. Bir eriticideki bir ya da birkaç çözünür bileşeni ayırmak için, eriticiyi toz durumuna getirilmiş bir maddenin içinden yavaş yavaş geçirme işlemi.
Bu özür dileme işinin, alçakgönüllülük mü yoksa yüzsüzlük mü olduğunu hiç anlamamışımdır: Yapmaman gereken bir şeyi yapıyorsun, sonra özür diliyorsun ve ellerini yıkıyorsun.
Sıfır Sayı / Umberto Eco
Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?
Mevlana
Kirli çamaşırlar aile içinde yıkanmalıdır.
Napoleon Bonaparte
Yıkamakla çıkmayan tek pislik, kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.
Şems-i Tebrizi
Ben neden kimsenin bir şey olamıyorum baba? Ölsem, yıkayanım yok hiç mi acımıyorsun?
Gassal
Cenazeyi yıkadıktan sonra övsem, nur içinde gibiydi bedeni, maşallah günahsız gitmiş desem daha çok severler beni.
Keşke insan geçmişini de ağzını yıkayıp tükürdüğü gibi tükürebilseydi.
Beyaz Kaplan