Abdülhak Molla

Abdülhak Molla

Osmanlı hekimliğinin ve edebiyatının mümtaz siması Abdülhak Molla, tıp ilmini şiirsel bir bilgelikle harmanlayan derinlikli sözleriyle tanınır. On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı entelektüel dünyasının en renkli şahsiyetlerinden biri olan hekimbaşı, sadece bedensel marazlara şifa arayan bir tabip değil, aynı zamanda insan ruhunun dehlizlerini kelimelerle aydınlatan bir söz üstadıdır. Onun eczanesinin kapısına astığı ve beşeriyetin çaresizliğini zarif bir dille özetleyen mısraları, klasik Türk edebiyatının hikemi tarzının en nadide örnekleri arasında yer alır. Tıbbi birikimini Doğu ve Batı kültürünün senteziyle yoğuran Molla, arkasında hem tıp tarihini hem de Türk tefekkür dünyasını zenginleştiren derin bir felsefi miras bırakmıştır.Onun vecizeleri, fani dünyanın geçiciliği, kaderin kaçınılmazlığı ve insan doğasının derin çelişkileri üzerine yoğunlaşır. Şiirlerinde ve nüktelerinde barındırdığı ince hiciv, toplumsal hayatın aksayan yönlerini ustalıkla eleştirirken, okuyucuyu hüzünlü bir tefekküre sevk eder. Ünlü şair Abdülhak Hâmid Tarhan’ın da babası olan bu bilge devlet adamı, imparatorluğun modernleşme sancıları çektiği bir dönemde, geleneksel değerler ile yeni arayışlar arasında edebi ve felsefi bir köprü kurmuştur. Abdülhak Molla’nın günümüze ulaşan özlü sözleri, beyitleri ve hayata dair tespitleri, yaşamın kırılganlığını kabullenirken umudu elden bırakmayan, acıyı dindirmeye çalışırken felsefeden güç alan kadim bir bilgeliğin en samimi yansımalarıdır.

Abdülhak Molla Sözleri

Keşfet
Aforizma.TR
Alıntı Söz Replik
Aforizma.TR Google Play