
Bu ülkede yaşayıp da başı belaya girmeyen adama ben adam demem.

Bu ülkede yaşayıp da başı belaya girmeyen adama ben adam demem.
Bu söz, toplumsal adaletsizliklerin ve çalkantıların yoğun yaşandığı coğrafyalarda birey olmanın, vicdan sahibi kalmanın ağır bedelini çarpıcı bir dille ifade eder. Sözün odağında, kurulu düzene ve haksızlıklara karşı sessiz kalmamanın kaçınılmaz bir sonucu olarak başını belaya sokmak vardır. Burada dile getirilen düşünce, edilgen bir kabullenişi veya suya sabuna dokunmayan bir konfor alanını ahlaki bir yetersizlik ve duyarsızlık olarak görür.
Psikolojik ve felsefi açıdan bakıldığında buradaki bela, şuursuz bir kural ihlali değil; aksine bireyin kendi değerlerini ve toplumsal sorumluluğunu koruma pahasına göze aldığı erdemli bir duruştur. Fırtınalı bir toplumda rüzgara göre eğilmeyen, gerçeğin peşinden giden ve haksızlığa ses çıkaran her dürüst insan için başının belaya girmesi bir bakıma kaçınılmaz bir onur nişanesidir. Dolayısıyla bu ifade, konforcu bir pasifliği eleştirirken, cesaret ve dürüstlüğü gerçek bir karakterin temel ölçütü kabul eder.

Hemen şimdi düşünürler konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git