
En çok da yağmur yağdığında seviyorum bu şehri. Herkesin yüzü ıslak, başı öne eğik. Sanki herkes suçunu kabullenmiş gibi.

En çok da yağmur yağdığında seviyorum bu şehri. Herkesin yüzü ıslak, başı öne eğik. Sanki herkes suçunu kabullenmiş gibi.
Melankolik ve sinematografik bir yalnızlık tasviridir. Şiirsel bir empatiyle, yağmurlu havaların insan psikolojisindeki "kılıf" etkisini anlatır. Normalde kibirli, mutlu veya meşgul görünen insanlar; yağmur yağdığında gökyüzünden düşen suyun altında ezilir, ıslanır ve sanki evrenden (veya hayattan) bir tokat yemiş gibi başlarını öne eğerler. O ıslaklık ve çaresizlik, yazarın gözünde, bütün şehrin ortak bir günahı (suçunu kabullenmiş gibi) paylaştığı muazzam, eşitlikçi ve hüzünlü bir estetiğe dönüşür.

Hemen şimdi düşünürler konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git