
İbn-i Haldun'dan bu yana bir tarih felsefecisi yetişmedi. Neden diye kendimize sormalıyız.

İbn-i Haldun'dan bu yana bir tarih felsefecisi yetişmedi. Neden diye kendimize sormalıyız.
Bu söz, Doğu entelektüel dünyasının felsefi ve sosyolojik duraklamasına yönelik sarsıcı ve sitemkar bir özeleştiri niteliğindedir. Tarihsel süreçleri rastlantılardan arındırıp toplumsal yasalarla açıklayan ve sosyolojinin temellerini atan İbn-i Haldun’un ardından yeni bir kurucu zihnin yetişmeyişi, coğrafyamızdaki düşünce üretiminin çoraklaştığını gözler önüne serer. Alıntı, bizi geçmişin görkemli mirasıyla avunmayı bırakıp, bugünün felsefi kısırlığıyla cesurca yüzleşmeye davet eder.
Psikolojik boyutta bu durum, kolektif bir zihinsel konfor alanına sığınmayı ve eleştirel düşünme cesaretinin yitirilişini simgeler. Felsefi açıdan ise dinamik bir tarih bilincinden, durağan bir taklitçiliğe ve ezberciliğe geçişin hüznünü taşır. Kendimize sormamız gereken o büyük neden sorusu, entelektüel bir uyanışın, zihinsel prangalarımızdan kurtulmanın ve yeniden kurucu teoriler üretebilmenin yegane anahtarıdır.

Hemen şimdi düşünürler konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git