Bu söz, evlilik kurumunun bireysel potansiyel ve yaratıcılık üzerindeki uyuşturucu etkisini sarsıcı bir psikolojik gerçeklikle ele almaktadır. Alıntı, evliliği bir mikrop olarak nitelendirirken, insanın içindeki üretme, yükselme ve var olma arzusunun, yanlış bir birliktelikle nasıl adım adım çürüdüğünü gözler önüne serer. Entelektüel ve ahlaki açıdan uyuşulmayan bir eşle kurulan zoraki ortaklık, kişiyi sadece ev içinde bir yalnızlığa mahkum etmez; aynı zamanda onun dış dünyaya, topluma ve geleceğe olan inancını da baltalar. Sürekli bir anlaşılmama hissi, insanın içindeki yaşama sevincini ve yaratıcı enerjiyi tüketerek yerini derin bir kayıtsızlığa ve güvensizliğe bırakır. Nihayetinde bu tespit, yanlış bir aidiyetin insanı kendi potansiyeline yabancılaştırarak nasıl toplumsal bir karamsarlığa sürüklediğini gösteren felsefi bir uyarı niteliğindedir.