
Eğer intihardan birisi suçlanacaksa suçlanması gereken geride kalan insanlardır, çünkü bu güruh arasında intihar eden insan için uğruna hayatta kalmayı hak edecek bir kişi bile yoktur.

Eğer intihardan birisi suçlanacaksa suçlanması gereken geride kalan insanlardır, çünkü bu güruh arasında intihar eden insan için uğruna hayatta kalmayı hak edecek bir kişi bile yoktur.
Bu söz, bireyin toplum içindeki derin yabancılaşmasını ve varoluşsal yalnızlığını sarsıcı bir dille gözler önüne seriyor. Psikolojik açıdan intihar, genellikle bireysel bir bunalım gibi görünse de aslında toplumsal bağların kopuşunun ve can yakıcı bir sevgisizliğin nihai sonucudur. Alıntı, yaşamı anlamlı kılan en temel unsurun insani bağlar ve aidiyet hissi olduğunu savunurken, bu bağların yokluğunu geride kalanların kolektif bir başarısızlığı olarak nitelendiriyor.
Kişinin hayata tutunmasını sağlayacak tek bir samimi ruhun bile bulunamayışı, çevresindeki kalabalığı anlamsız bir güruha dönüştürür. Felsefi boyutta ise bu düşünce, bireyin yaşamda kalma iradesini ötekinin varlığına ve o varlığın niteliğine bağlar. İntihar eden kişi, aslında fiziksel yaşamına değil, kendisini görünmez kılan ve anlam dünyasını çürüten bu duyarsız çevreye veda etmektedir.

Hemen şimdi kitaplar konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git