
Hepimiz deli doğarız. Bazılarımız öyle kalır.

Hepimiz deli doğarız. Bazılarımız öyle kalır.
Bu söz, insanın toplumsallaşma süreciyle birlikte yitirdiği özgünlüğü ve çocuksu yaratıcılığı sarsıcı bir dille ele alır. Doğum anımız, henüz toplumsal kurallarla, normlarla ve mantık sınırlarıyla şekillenmemiş, tamamen saf, dürtüsel ve özgür olduğumuz bir evreyi temsil eder. Varoluşçu bir perspektiften bakıldığında bu delilik, aslında bireyin kendi gerçeğiyle kurduğu sansürsüz bağdır. Büyüdükçe toplum bizi ehlileştirir, rasyonelleştirir ve tek tipleştirir.
Bazılarımızın deli kalması ise bu toplumsal kalıplara direnebilme gücünü gösterir. Sanatçılar, filozoflar ve ruhunun özgürlüğünü koruyanlar, sistemin dayattığı normalliği reddederek o ilk, ham ve yaratıcı deliliği yaşatmaya devam ederler. Dolayısıyla buradaki delilik klinik bir tanı değil, insanın kendi benzersiz özüne sadık kalabilme ve dünyaya alışılmışın dışından bakabilme cesaretidir.

Hemen şimdi kitaplar konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git