
Hiç kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum.

Hiç kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum.
Bu söz, insanın hayal kırıklıklarından korunmak için ördüğü o görünmez ama kalın duvarı, derin bir psikolojik savunma mekanizmasıyla gözler önüne seriyor. Birini yalan söyleyecek kadar yakından tanımak, o kişinin maskesinin ardındaki kusurlu gerçeğe şahit olmak demektir. Alıntı, insanın en büyük yaraları en yakınlarından aldığı gerçeğiyle yüzleşmekten kaçınma arzusunu fısıldar. İkili ilişkilerde derinleştikçe artan kırılganlık ve güven kaybı korkusu, kişiyi bilinçli bir mesafe arayışına iter. Burada sözü söyleyen kişi, gerçeğin getireceği yıkıcı acıdansa, mesafeli bir cehaletin sunacağı huzuru tercih etmektedir.
Felsefi boyutta ise bu ifade, bilmenin getirdiği o ağır yükten kaçışın edebi bir manifestosudur. İnsan doğasının samimiyetsizliğini keşfetmek, bireyde derin bir yalnızlık hissi uyandırır. Dolayısıyla yalanı ayırt edemeyecek kadar uzakta kalmak, aslında karşıdaki insanı değil, kişinin kendi içindeki o saf güven duygusunu ve inancını koruma çabasıdır.

Hemen şimdi düşünürler konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git