
İnsan geleceği düşünmeye başladığı andan itibaren, yaşamakta olduğu cenneti terk edip anksiyete dünyasına adım atar; üzerine kaygının gri tonu çöker, hırs dürtüsü oluşur, mülkiyet başlar ve düşünceden yoksun, yabanın keyifli hayatiyeti kaybolur.

İnsan geleceği düşünmeye başladığı andan itibaren, yaşamakta olduğu cenneti terk edip anksiyete dünyasına adım atar; üzerine kaygının gri tonu çöker, hırs dürtüsü oluşur, mülkiyet başlar ve düşünceden yoksun, yabanın keyifli hayatiyeti kaybolur.
Bu söz, insanın gelecek kaygısı (anksiyete) ile şimdiki zamanın huzuru arasındaki varoluşsal çatışmayı irdeler. Zihnin sürekli geleceği planlama, garanti altına alma ve mülkiyet edinme hırsıyla dolmasının, insanı anın tadını çıkarmaktan (cennetten) kopardığını anlatır. Kaygının, yapay sınırların ve mülkiyet duygusunun, doğanın sunduğu o saf ve özgür yaşama sevincini nasıl gölgelediğini psikolojik bir derinlikle aktarır.

Hemen şimdi düşünürler konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git