
Yalnızca var olandan nefret edebiliriz. Hiçliği tehlikeli bir saplantı yapan şey bu işte.

Yalnızca var olandan nefret edebiliriz. Hiçliği tehlikeli bir saplantı yapan şey bu işte.
Bu söz, varoluşçu felsefenin ve insan psikolojisinin en derin dehlizlerine ışık tutuyor. Nefret, doğası gereği yönlenecek somut bir özneye veya nesneye, yani var olana ihtiyaç duyar. İnsan, hayatındaki acıların, hayal kırıklıklarının ve çatışmaların kaynağı olarak her zaman karşısında duran somut gerçekliği görür. İşte bu noktada hiçlik, tüm bu acı veren varoluşsal sancılardan kaçmak için cazip ve huzurlu bir sığınak gibi görünmeye başlar.
Hiçliğe duyulan saplantı, var olanın getirdiği ağır yüklerden ve nefretin yıpratıcı gücünden kurtulma arzusudur. Çünkü hiçlikte nefret edecek, hayal kırıklığına uğrayacak ya da savaşacak hiçbir şey yoktur. Ancak bu arzu, insanı kendi özünü ve anlamını da yok etmeye sürükleyen nihilist bir girdaba çeker. Zihin, varlığın yarattığı kaostan kaçarken yokluğu kutsar ve onu tehlikeli bir takıntıya dönüştürür.

Hemen şimdi kitaplar konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git