
Yaşama özgürlüğünü eline alan insan, yasa koyucuyla olan ilişkisinden ötürü tüm yasaların üstündedir.

Yaşama özgürlüğünü eline alan insan, yasa koyucuyla olan ilişkisinden ötürü tüm yasaların üstündedir.
Bu söz, bireyin kendi varoluşunun nihai sorumluluğunu üstlenerek, dışsal tüm otorite ve kuralların ötesine geçme arzusunu ifade eder. Yaşama özgürlüğünü eline alan insan, kendi değerlerini, anlamını ve yaşam biçimini bizzat kendisi yaratır. Bu derin eylem, onu hem toplumsal hem de geleneksel "yasa koyucu" figürleriyle doğrudan, aracısız bir ilişkiye sokar; zira artık yasanın kaynağını dışarıda değil, kendi özgür iradesinde ve varoluşsal seçimlerinde bulur. Böylece, kişi, toplumsal veya ilahi addedilen yasaların mutlak bağlayıcılığının ötesinde, kendi özgün varoluşunun ve vicdanının buyruklarına göre hareket etme hakkını ve gücünü ilan eder. Bu, radikal bir özerklik ve varoluşsal bir meydan okumadır.

Hemen şimdi düşünürler konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git