
15 Temmuz’a kadar İslamcılık iddiasında bulunan ne kadar isim varsa, bugün kokuşmuş bir sağcılık ve milliyetçiliğin hizmetine girdi.

15 Temmuz’a kadar İslamcılık iddiasında bulunan ne kadar isim varsa, bugün kokuşmuş bir sağcılık ve milliyetçiliğin hizmetine girdi.
Bu söz, politik bir kırılma noktasından hareketle ideolojik sapmanın ve özden uzaklaşmanın derin bir sosyo-felsefi eleştirisini sunmaktadır. İddia edilen evrensel değerlerin, tarihsel bir kriz anında gücü koruma refleksiyle nasıl pragmatik bir kulvara kaydığını vurgular. Felsefi açıdan bakıldığında, idealizm ile güce dayalı reel politik arasındaki o ezeli çatışmanın yıkıcı sonucu gözler önüne serilmektedir. Bir zamanlar kapsayıcı iddialara sahip aktörler, belirsizlik ve varoluşsal korku ikliminde kendi özgün söylemlerini feda ederek yerleşik, savunmacı bir hegemonyaya sığınmışlardır.
Psikolojik boyutta ise bu ifade, konfor alanı ve güvenlik arayışının bireysel ve kitlesel kimlik erozyonuna nasıl yol açtığını gösterir. İnandığı değerler ile güç ilişkileri arasında sıkışan zihin, içsel çatışmayı çözmek adına kurulu güce uyum sağlamayı seçer. Alıntı, fikirlerin iktidar arzusuyla imtihan edildiğinde nasıl araçsallaştığını ve ilkelerin pragmatizm karşısında nasıl eridiğini gözler önüne seren trajik bir zihniyet dönüşümünün tespitidir.

Hemen şimdi düşünürler konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git