
Aklına ve ahlak duygusuna hitap ederek bir fanatiği davasından soğutup vazgeçirmek imkansızdır.

Aklına ve ahlak duygusuna hitap ederek bir fanatiği davasından soğutup vazgeçirmek imkansızdır.
Bu söz, fanatizmin psikolojik ve felsefi körlüğünü en çıplak haliyle gözler önüne seriyor. Fanatiklik, rasyonel bir düşünce sürecinin değil, aidiyet ihtiyacının ve katı bir dogmanın ürünüdür. Bir fanatik için inandığı dava, mantık süzgecinden geçirilmiş bir gerçeklik değil, varoluşunun ve kimliğinin ta kendisidir. Bu yüzden ona akılcı argümanlar sunmak ya da evrensel ahlak ilkelerini hatırlatmak, onun zırhında bir çatlak yaratmaz. Aksine, dışarıdan gelen her mantıklı eleştiri, fanatiğin kendi dogmasına daha sıkı sarılmasına ve savunma mekanizmalarını devreye sokmasına neden olur.
Felsefi açıdan bakıldığında, fanatizm bireysel vicdanın ve sorgulama yetisinin askıya alınması durumudur. Fanatik, kendi ahlakını davasının kurallarıyla yeniden tanımladığı için, dışarıdan gelen ahlaki çağrılar onun dünyasında anlamsızlaşır. Bu derin alıntı, fanatizmin entelektüel bir tartışmayla çözülemeyeceğini, çünkü onun rasyonel değil, duygusal ve varoluşsal bir sığınak olduğunu fısıldıyor bize.

Hemen şimdi düşünürler konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git