
Cortázar'ın hiçbir yapıtını okumamış olmak, ömür boyu hiç şeftali yememiş olmakla aynı şeydir.

Cortázar'ın hiçbir yapıtını okumamış olmak, ömür boyu hiç şeftali yememiş olmakla aynı şeydir.
Bu söz, edebiyatın sadece zihinsel bir eylem değil, aynı zamanda duyusal ve yaşamsal bir deneyim olduğunu çarpıcı bir metaforla ortaya koyuyor. Cortázar'ın büyülü gerçekçilikle örülü, oyunbaz ve sınırları zorlayan dilini, doğanın en tatlı, sulu ve benzersiz meyvelerinden biri olan şeftaliyle özdeşleştiren bu benzetme, estetik bir eksikliğe işaret eder. Şeftali yemek nasıl ki insanın koku, doku ve tat alma duyularını aynı anda harekete geçiren bütünsel bir haz ise, Cortázar okumak da zihnin ve ruhun algı kapılarını açan benzer bir estetik doygunluk yaratır.
Psikolojik açıdan, hayatı tüm renkleriyle deneyimleme arzusunu vurgulayan alıntı, felsefi olarak da varoluşsal bir yoksunluğa dikkat çeker. Cortázar’ın dünyasından mahrum kalmak, gerçekliğin sıradanlığına sıkışıp kalmak ve hayatın sunduğu o benzersiz, tazeleyici ve dönüştürücü lezzeti hiç tatmadan bu dünyadan geçip gitmektir.

Hemen şimdi düşünürler konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git