
Hakikat, akıyla ya da başka bir şeyle kavranılmaz. Hakikatin ancak parçası olunur.

Hakikat, akıyla ya da başka bir şeyle kavranılmaz. Hakikatin ancak parçası olunur.
Bu söz, insanın hakikatle kurduğu ilişkiyi epistemolojik bir mesafeden çıkarıp varoluşsal bir bütünleşmeye taşır. Zihin, dış dünyayı analiz etmek ve nesneleştirmek üzere tasarlanmıştır; oysa hakikat, dışarıda duran ve akılla fethedilmeyi bekleyen bir kale değildir. Onu sadece entelektüel bir çabayla kavramaya çalışmak, bir nehrin akışını kıyıdan izleyip ıslanmayı beklemeye benzer. Hakikate ulaşmak, onu zihinsel bir formüle indirgemekle değil, onunla hemhal olmakla, yani bizzat o akışın içine karışıp onun bir parçası haline gelmekle mümkündür.
Psikolojik ve felsefi açıdan bu durum, bilmenin ötesine geçip olma cesaretini göstermeyi simgeler. İnsan, hakikati dışsal bir nesne olarak gördüğü sürece ondan ayrı kalmaya mahkumdur. Doğu mistisizmindeki bütünleşme veya varoluşçu felsefedeki deneyim odaklılık gibi, bu düşünce de bizi soğuk bir gözlemci olmaktan çıkarıp bizzat yaşamın özüne davet eder. Hakikat kavranamaz, çünkü o fethedilecek bir bilgi değil, içinde eriyip bütünleşeceğimiz bir varoluş biçimidir.

Hemen şimdi filmler konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git