Bölünmemiş, parçalanmamış, eksiksiz, tüm. Bir şeyin ya da çok sayıdaki şeylerin tümü, hepsi.
Sevgiyi tek bir ayrıntıda değil resmin bütününde görmeye çalışmalıyız.
Elisabeth Kübler-Ross / Yaşam Dersleri
Devlet tek bir insan gibi olsun. Misal, bir insan parmağından yaralansa, canı ve bedeni onları yöneten başla birlikte bu yaranın acısını duymaz, parçanın derdi bütünün derdi olmaz mı?
Devlet / Platon
Cahil birinin bir kez yaptığını bütün cahiller her zaman yapabilir. Çünkü cehalette hiyerarşi yoktur.
Cahil Hoca / Jacques Ranciere
Bütün sevgimi özgürlüğe veriyorum.
Aliya İzzetbegoviç / Tarihe Tanıklığım
Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendisine göredir.
Anna Karenina / Tolstoy
Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir.
George Orwell / Hayvan Çiftliği
Türkiye’de Türk milliyetçiliği dışındaki bütün milliyetçilikler serbest.
İsmet Özel
Bugüne dek tanıdığım bütün canavarlar insandı.
Jodi Picoult
Bir çocuk gibi resim yapmayı öğrenmek bütün ömrümü aldı.
Pablo Picasso
Yaratılış bakımından bütün kişiler öğrenmek isteği içindedirler.
Aristoteles
Para önden gidip insana bütün yolları açar.
William Shakespeare
Akıllı olup bütün dünyayı idare edeceğine, deli ol bütün dünya seni idare etsin.
Japon Atasözleri
Evinde huzurlu olmak istiyorsan, eşinin bütün istediklerini yap.
Nijerya Atasözleri
Gönül alıcı bir söz, bütün kışı ısıtır.
Acem Atasözleri
Başlangıç, bütünün yarısıdır.
Yunan Atasözleri
Bozuk yumurta bütün yemeği bozar.
Alman Atasözleri
Güç rozetten ya da silahtan gelmez, yalan söylemekten gelir. Büyük yalan söyleyerek, bütün dünyayı yanına alabilirsin.
Sin City
Ölüm, bütün planları bozar, bütün randevuları iptal ettirir.
Gassal
Bütün o insanları öldürdün. Yine de buna oyun mu diyorsun?
Squid Game
Bütün aşklar ıstırapla bitiyor.
Nil'de Ölüm
Mutlu son diye bir şey yoktur, bütün sonlar üzücüdür.
Reminiscence
Sanırım bütün mucizeler, ben umursamayı bıraktığım anda gerçekleşecek.
Leon The Professional / Mathilda