
Otuz sene kasap vitrini seyretmiş, lokma yiyememiş kedi gibi, otuz sene dünyayı seyrettim lokma yiyemeden, artık canım da bir şey istemiyor.

Otuz sene kasap vitrini seyretmiş, lokma yiyememiş kedi gibi, otuz sene dünyayı seyrettim lokma yiyemeden, artık canım da bir şey istemiyor.
Anadolu insanının, yoksulun veya hayata geç kalmış (veya hevesi kırılmış) bir insanın o muazzam kalp kırıklığını ve tükenmişliğini anlatan efsanevi bir metafordur. İnsan gençliğinde çok şey (aşk, zenginlik, başarı) ister; ancak fakirlikten veya imkânsızlıklardan dolayı bunlara sadece uzaktan bakmakla ("vitrin seyretmekle") yetinir. Yıllar geçip de yaşlandığında artık o fırsatlar eline geçse bile; o uzaktan bakmanın verdiği yorgunluk ve "heves kırılması", içindeki tüm o yaşama veya tat alma arzusunu ("iştahı") öldürmüştür. Yokluğun insan ruhunu nasıl yavaş yavaş ve geri dönülmez şekilde çürüttüğünü sarsıcı bir acıyla özetler.

Hemen şimdi düşünürler konulu bilgi yarışmasına katılın!
Bilgi Yarışmasına Git